Salı, Mart 23, 2010

Siyaseti Konu Eden...


(...) Bir tür denek taşı olmuştu "Av Partisi" bizim için. Hatta bu albüm, Fransa'da üniversitede araştırma yapan kişiler için ya da siyasetçiler için referans niteliği bile kazanmıştı. Oldukça erken bir dönemde hem Perestroika'yı hem de komünist dünyanın bölünmesini, çatlamasını öngörüyordu bu albüm. Çizer olarak, çizgi olarak ben bir Doğu Bloku ülkesinden gelmiş olduğum için bu dünyanın tüm kültürünü de biliyorum tabii. Söz konusu Doğu ülkesi her ne kadar bildiğimiz blokun dışında yer alan bir ülke olsa da... Sonra bir dizi temaya değinmiştik. Berlin Duvarı, siyasî iktidar, siyasetin insana, bireye yönelik baskısı gibi konular. Bu konular hem benim kişisel girişimlerimde hem de ortak çalismalarimizda sık sık gündeme geldi. Biz ayrıca, galiba çizgi-roman dünyasında siyaseti konu edinen ilk ikili olduk. [Bilal, Av Partisi albümü ve Christin ile ortak çalışmalarından söz ediyor]

Etiketler: ,

Salı, Temmuz 28, 2009

Pierre Christin 71 Yaşında

link
Sevdiğim bir yazar Christin. Akademisyen olması da ilgimi çekiyor olabilir. Okuduğum her röportajında sakin bir adam izlenimi verdi bana, ölçülü ne dediğini bilen biri oldu hep. New York Magazine sayfalarında doğum günü hatırlatmasını görünce aktardım. Eskisi kadar yazmıyor, emeklilik günlerini yaşıyor da denebilir. Sevdiğim yazarların yol göstericiliğine ihtiyaç duyduğumdan eskisi kadar üretken olmasını diliyorum ama biliyorum ki haksızlık bu...Güzel şeyler yazdı Christin, umarım mutludur... Bunu hakediyor çünkü...

Etiketler: , ,

Pazartesi, Nisan 27, 2009

Kuşkucu ve Özgürlükçü Bir Göçmen: Enki Bilal

(...) Bilal’in dünyasına aşinaysanız nasıl bir gelecekten geçtiğini, dün-bugün-yarın hattını nasıl istiflediğini bilirsiniz. Bilal’in geleceği derme çatmadır, kirlidir, salaştır. Sayfaları koksaydı eğer çöp ve rutubet kokardı. Anaakım bilim kurgunun hijyenik mekanlarına, iyi hesaplanmış şehir planlarına karşı duran, ters-yüz edici bir yorumdur Bilal’inki. Petrograd, Harlem, Paris, Cezayir ve belki İstanbul karışımı bir şehir gösterir bize. Kamerası sokağa indiğinde hep kirlilikle karşılaşırız, her yer eprimiştir, binaların sıvaları dökülmüş, boyaları matlaşmış, eskimiştir, üstelik etraftaki insanlar nedeniyle tekinsizdir. Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra geleceğe ilişkin karamsarlığının derinleştiği görülebiliyor. 1980 yılında çıkan La Foire aux immortels’in faşist valisinin adı Choublanc, Fransızca kaybeden anlamında. Hikâyenin sonunda ne olacağını ta baştan haber veren bir klişe isim. Oysa sonraki albümlerde, iyiler ve kötülerin başkalaştığını, geçmişten çok daha farklı olarak ayrıştırılamaz bir hal aldığını anlatmak istiyor: “Dünya iki kampa ayrılmışken her şey çok basit hatta yalındı. Bizim taraf iyi karşı taraf şeytandı. Düşmanın nerede olduğunu biliyorduk. Bizim yetiştiğimiz dünya böyle bir yerdi. Onun içerisinde şekillendik. Sonra, ansızın, her şey çöküverdi. Değişim öylesine ani ve hızlı oldu ki farkına bile varamadık. Zihinlerimiz böylesi bir değişime hazır değildi.” Kaotik değişimlerin bellek yitimine neden olduğuna inanıyor ve ilerlemeyle ilgili iyimserliği olmadığı için kendisini çok etkileyen Bosna savaşını örneğin şöyle değerlendiriyor: “Neredeyse [her şey] bir on dokuzuncu yüzyıl savaşını andırıyordu. Son derece modası geçmiş bir savaştı. Zaten savaşın çıkmasına neden olanlar da ‘modası geçmiş’ insanlardı.” [Enki Bilal İstanbul'da sergi albümünde yer alan aynı başlıklı yazıdan bölüm]

Etiketler: ,

Cuma, Ocak 30, 2009

Beş Saat



Genellikle çizmeye beş saatten fazla zaman ayırmam. Benim ortalama kapasitem bu. Bir renkli sayfayı onbeş saatte yani yaklaşik üç günde tamamlıyorum. Bu aralar çizgi roman öyküsü ya da film senaryosu yazarken bazen bir iki cümle için 2-3 saat verdiğim oluyor. Yazı yazarken değişik süreler söz konusu, ama çizerken bu beş saat neredeyse değişmez bir kural benim için.

Etiketler: