Cumartesi, Haziran 05, 2010

Sıralama


Dan R.James'in Mosquito'sunda birbirini izleyen karelerde-sayfalarda bir erkek çocuğunun okuduğu kitapların değişimi anlatılmış. Seuss ile başlıyor, anne kucağında. İlkokul çağında Tenten ve Roald Dahl geliyor. Ergenlikte okunanları yukarıdaki karede görüyorsunuz. Yirmili yaşlarda koyverilen sakal ve bıyıkla gelen yazar ise Borges. Lovecraft'tan sonra Borges sıralamasını düşündüm. Herkesin bir sıralaması var ama Türkiye'de Lovecraft'la büyüyen yok pek mesela.

Etiketler:

Pazartesi, Mart 29, 2010

Kitaplar ve Şarkılar

(…) Sınırları belirlenmiş, normlarla daraltılmış bir "sosyal ya­şam" anlayışının karşıtında yer alan Conan, Ho­ward'ın fantezisinde kitapları biraz da "özgürlüğü daraltıcı" buluyor. Okumuyor, yaşamı kurallar için­de algılayacaksa bu yalnızca "çeliğin ve içgüdüle­rin" kuralları oluyor. Çünkü Conan "uygar" bir in­san değil, bir "barbar". Serüvenlerinin hemen hepsinde sofistike hale getirilmiş yaşama duyduğu tepkiyi belirtiyor. Conan bir ağaç dibinde, toprağın üstünde uyuyabilen; günlerce salt yaban yemişleri yiyerek ormanlarda dolaşabilen; yalnızlığı, kalabalık insan topluluklarının bulunduğu kentlerden çok daha güvenli gören; ancak canı istediğinde yumuşak ya­takların, görkemli ziyafet sofralarının ve yatağını paylaşacak kadınların da özlemini duyan bir kahra­man. Şarkıları ve müziği de "kadınca" buluyor Co­nan; onların insanları yanılttığını, uyuşturduğunu dü­şünüyor. Ama güzel sesler karşısında etkilendiğini de gizleyemiyor (…) [Burak Eldem’in bir yazısından….]

Etiketler: ,

Cumartesi, Şubat 06, 2010

Zweig Kitabı

Yukarıdaki kare, Doğan Kardeş dergisinde Tetikçi adıyla yayınlanan Le Tueur’un Long Feu albümünden. Orijinal adı Der Kampf mit dem Dämon. Hölderlin – Kleist – Nietzsche olan genellikle Nietzshe adıyla sunulan Zweig kitabının Fransızca baskısı görülüyor. Bizde Gürsel Aytaç çevirisiyle ve Kendileriyle Savaşanlar adıyla İş Bankası Yayınlarından çıktı. Çizgi romanın kahramanı olan kiralık katilin sıkıntı dolu hezeyanlarını izlerken ve tam da intiharın eşiğine geldiği anda görüyoruz kitabı. Başarılı bir gönderme, biliyorsunuz Zweig da intihar eder. Düzelteyim, Zweig’in kitabında anlatılan isimlerden Hölderlin intiharın eşiğinde sayılarak gözetim altında geçirir, hayatının son günlerini. Kleist intihar eder, Nietzsche ise zihinsel yeteneklerini yitirerek ölecektir. Metinlerindeki tutarsızlıkların Sifilis hastalığından kaynaklandığı iddia edilir.

Etiketler:

Salı, Şubat 02, 2010

Küçük Prens

Buscamares'in The Earth çalışmasını okurken rastaldım. Küçük Prens bir eğretileme olarak hikayede hayli yer tutuyor. Kitaba ve Küçük Prens imgesine göndermeler yapılıyor. Yakın gelecekte, herşeyin kaybolduğu bir dünyada geçmişi ve arkaik bir estet'i hatırlatan bir şey kitap...

Etiketler:

Cumartesi, Ocak 23, 2010

Baştan Çıkarma Üzerine

Alex Varenne'in Kiro albümünü okuyordum. Hikâyenin genel havası, Varenne tarzına göre daha edepli. Paris'te bir kafede geçen bölümden söz edeceğim. Erkekler arası bir sohbet gelişirken genç bir kadın geliyor ve yakınlarına oturuyor, açıp kitabını okuyor. Erkeklerin aralarında konuştukları meseleye nazire olarak seçilmiş bir kitap bu. Baudrillard'ın 1979 tarihli De la Séduction kitabı, bizde Ayrıntı Yayınları tarafından Baştan Çıkarma Üzerine adıyla (Çev. Ayşegül Sönmezay) 2001 yılında yayınlandı. Baudrillard'ı biliyorsanız eğer bu hayli eski bir çalışması, ama en azından benim gibi Fowles'i seviyorsanız kitap ilginizi çekebilir. Fowles'in Koleksiyoncusu hakkında ilgi çekici yorumlar var. Kiro albümü için bu kitabın anlamı ne derseniz doğrusu pek yok. Varenne, Baudrillard kadar karamsar biri değil. Mutlu olmayı ve haz almayı deneyen kahramanları var en azından.

Etiketler:

Çarşamba, Aralık 09, 2009

James Bond Çizgili Romanları

(...) Başak Yayınevi James Bond öykülerinin okuyucu katında itibarının hiç eksilmeden devam ettiğini görünce bunları Batı’da olduğu gibi çizgi roman olarak sunmaya karar vermiş, 1967 yılında “007 James Bond” isimli bir dergi çıkarmıştır. Yayıncının iddiasına göre çizgi roman olarak James Bond öyküleri 61 ülkede yayınlanmaktadır ve ayrıca her gün bütün dünyada iki yüzün üstünde gazete ve dergide çizgi roman olarak okuyuculara sunulmaktadır. Dergi haftalık yayınlanmakta ve her hafta Çarşamba günleri 16 sayfa olarak çıkmaktadır. “007 James Bond” dergisi ilk öykünün tamamlandığı 7. sayı’dan sonra 32 sayfa olacaktır. Dergiyi Başak Yayınevinin ortağı ve başeditörü A.Semih Yazıcıoğlu yönetmektedir.
yazının tamamı

Etiketler:

Perşembe, Kasım 12, 2009

Lost Girls Hakkında

(...) San Francisco’da çıkan underground dergilerinde yayımladığı işlerinden beri hayranlık duyduğum Melinda’yla temasa geçmemi Neil Gaiman sağladı. Bu gelişme önüme birçok yeni olanaklar koymuştu. Eğer kotarabilirsek sekiz sayfalık bir hikâye hazırlama niyetiyle başladık çalışmaya. Belki fikir alışverişi sırasında arada pek de elle tutulur tarafı olmayan Peter Pan konusunu ortaya atmış ve nasıl geliştireceğimi bilemediğimi söylemiş olabilirim. Bir ara Melinda üç kadın kahramanın yer aldığı bantları çizmekten hep çok zevk aldığını ve başarılı olduğunu söyledi-ortaya çıkan dinamizmden hoşlanıyordu. O noktada, onun fikri ile benim yarım yamalak Peter Pan düşüncem çakıştı ve sanırım bir şekilde şöyle bir şey düşündüm: “Eğer karakterlerden birisi Peter Pan’deki Wendy olsa diğer ikisi kimler olurdu?” Aslında kimlerin olabileceği apaçık ortadaydı: Alice ve Dorothy. Sonrası hızla gelişti (...) [Alan Moore, Lost Girls fikrinin nasıl geliştiğini anlatıyor]

Etiketler: ,

Perşembe, Ekim 15, 2009

The Coming of Age...


Francisco ve Gabriel Solano Lopez’in İngilizcede 1991 yılında çıkan Ana adlı (Fantagraphic Books) albümlerinden bir sahne. Ana’nın erkekler dünyasında kadın olarak yaşadığı acımasızlık ve dönüşümler anlatılıyor. Ev polis tarafından basılmış, dağıtılmış. Ana eve geliyor ve yerde duran Simone de Beauvoir’ın 1970 tarihli denemelerinden oluşan Yaşlılık (La Vieillesse, albümde İngilizcedeki adı yazılmış) kitabını eline alıyor. Albüm boyunca Simone de Beauvoir’ın görüşlerinin belli ölçülerde tartışıldığı, teori ile pratiğin mukayese edildiğini eklemek gerek. Kitap Türkçe’de sanırım bu isimle yayınlanmadı. Çünkü 1960 tarihli La Force de l'âge, Yaşlılık (daha sonra Olgunluk Çağı) adıyla yayınlanmıştı. Daha doğrusu bu sahneyi ilk gördüğümde bizde Asım Bezirci çevirisi olan Denemeler’in kastedildiğini sanmıştım, yanılmışım. Bu notları yazarken onun La Femme Rompue adlı kitabın çevirisi olduğunu öğrendim. La Vieillesse, Türkçeye nasıl ve hangi kitapla çevrildi bilmiyorum…

Etiketler:

Pazartesi, Ekim 05, 2009

Bizim klasiklerden hangisi çizgilensin?

Her şeyden önce bu kitapların çok satmasını, edebiyat uyarlamaları ya da çizgi roman olmalarına bağlamıyorum. Türkiye’de hiçbir medya grubu çıkardığı yayınlara bu denli reklam desteği vermedi, çizgi roman yerine şiir kitapları da yayınlanmış olsalardı satışa ve reklama bağlı olarak şiiri konuşuyor olurduk. Uyarlamaların edebi ve estetik nitelikleri hakkında hiç konuşulmuyor örneğin.

İkinci olarak Türk klasiklerinden çizgi roman uyarlaması yapılabileceğine dair inancım çok düşük. Çünkü söz konusu çok satar edebiyat uyarlamaları, dünya çizgi romanında yeri olmayan son derece vasıfsız ürünler. Senaryolar başarısız, çizgiler ise konuşulmayacak kadar vasat ya da kötü. Bu yüzdendir ki çok ama çok ucuz telifle satılıyorlar. Türkiye’de çizgi kalitesi hem bu düzeyin çok ilerisinde hem de yayınevlerinin bu kadar ucuza dışarıdan almak varken böylesi ticari bir riske girmek istediklerini sanmıyorum. Son yirmi gün içerisinde iki ayrı yayınevi adına bana bu işleri yapabilecek üreticiler ve işin maliyetleri hakkında danışıldı. Şunu söyleyebilirim: üretim süreci hakkında yayıncıların bir bilgisi yok, nitelikle ilgili bir dertleri yok. Sadece ucuz ve çabuk olsun istiyorlar.

Son olarak Türkiye edebiyatından bir uyarlama yapılsa ne güzel olur bir temennim de yok. Çizgi romancılarımızın kendi hikâyelerini anlatmalarını tercih ederim. Ebeveynleri, kimi yayıncıları ya da romancıları değil kendilerini mutlu edecek işleri yapmamalılar. Ha şu var, pek çok genç ve yetenekli çizer, akacak mecra bulamadığı için çizgi roman dışı alanlara kayıyor. Belki bu rüzgâr onlara faydalı olur diye umuyorum. Onlara güvenecek yayıncı çıkarsa elbet...

[Radikal Cumartesi'nin soruşturmasına verdiğim cevap. Meltem Ürüt imzalı haber, 3.10.2009 tarihinde yayınlandı. Soru şöyleydi: "Dünya edebiyatından uyarlanan çizgi romanlar Türkiye'de hâlâ çok satanlar listelerinde ilk sıralarda. Türk klasiklerinden hangi kitaplar çizgi romana uyarlanmalı sizce? (Birkaç yazar ve roman adı sıralayabilirseniz sevinirim). Neden bu kitapların çizgi roman haline gelmesini tercih edersiniz?"]

Etiketler: ,

Pazar, Haziran 21, 2009

Anne Rice - The Tale of the Body Thief

Geçtiğimiz günlerde bir Anna Rice uyarlaması okudum. Vampir Lestat hatırına katlandığım, çizgi olarak beğenilerime uymayan bu albümde ilgi çekici iki ayrı edebiyat göndermesi vardı. Lestat, ilkinde H.P.Lovecraft, ikincisinde Robert Bloch yazmalarını zarftan çıkarıyordu. İnsanı hangi kitap, niye o kitap diye meraklandırması dışında albümden söz edebilecek başka bir ayrıntı aktaramıyorum. Çizgiler akıllara ziyan acemilikte olduğu için uyarlamanın neden yapıldığını dahi anlamış değilim.

Etiketler:

Pazar, Mart 01, 2009

Conrad

Giardino'dan devam edeyim. Max Fridman'ın No Pasaran! adlı İspanya İç Savaşında geçen serüveninde geçiyor. Askerler rutün bir çevirme yaparak, Fridman'ın eşyalarını, kimlik bilgilerini kontrol ediyorlar. Bavul açılınca Conrad'ın, Türkçeye çevrilmemiş olan The Rescue adlı romanını görüyoruz.

Etiketler:

Cumartesi, Şubat 28, 2009

ça suffit!

Giardino'nun Jonas Fink adlı dizisinin ikinci albümü "L'apprentissage"de şöyle bir sahne var. Gençler bir parkta toplanıyorlar, gitar eşliğinde Simonov'tan şiir okuyan ise Jonas'ın kalbini kaptırdığı Tatyana. Babası, muhalif görüşleri nedeniyle tutuklanan, kendisinin ve annesinin bütün hayatını değiştiren zorluklarla karşılaşan Jonas, öfkeden titreyerek susturuyor Tatyana'yı: Ça Suffit! (Yeter Artık). Ellili yılların Prag'ında geçen çizgi roman, genç bir ergenin gözünden yaşananları anlatıyor. Simonov, Türkçe'de bilinen bir Rus şair. Stalin'in kendisini sevmediği yönünde şayialar olsa da popüler bir komünist şair. Jonas, rejime muhalif olduğu için bu beğeniye dahi katlanamıyor. İlginç bir mukayese olabilir, bütün albüm boyunca onu Kafka okurken görüyoruz.

Etiketler: