Pazar, Ocak 31, 2010

Birgün karşılaşırsak...


Milazzo ile çalışmak büyük bir ayrıcalıktı, çünkü kendisi büyük bir çizer. Bir konuda çok şanslıyım: Otuz yıllık kariyerim boyunca İtalya’dan ve farklı uluslardan en iyi çizerlerle çalışma fırsatı buldum. Şimdilerde Milazzo’nun ve benim yolumuz ayrıldı. Geleceğe gelince, bu seçeneği dışlamak istemem, eğer ilginç bir fırsatla karşılaşırsak, eski maceralarımın yoldaşı ile yeniden karşılaşmak isterim [Berardi, Milazzo’dan söz ediyor]

Etiketler:

Amerikan sahnesinde 2010lar. . .




Cuma, Ocak 29, 2010

Gunslinger Woman

Cellar fcp
link

Etiketler:

Perşembe, Ocak 28, 2010

Furry


Furry: İnsan biçimli hayvanlar. Mickey Mouse bunun bir örneğidir.

Etiketler:

Çarşamba, Ocak 27, 2010

Deli Gücük II

Deli Gücük, Alacakaranlık Zamanlar
için çizilen pin-up
Çizen: Mahmud A.Asrar
link

Etiketler:

Salı, Ocak 26, 2010

Bob ve Fanny

Playboy’da yayınlanan, dergiyle özdeşlemiş çizgi romanlardan biri Little Annie Fanny. Harvey Kurtzman’ın çeşitli dönemlerde farklı çizer ve espricilerle çalıştığı, nihayetinde Mad mizahının sürdürüldüğü bir diziydi. Kurtzman’ın ölümünden sonra bildiğim kadarıyla çizilmiyor; nostaljisi yapılan, Amerikan folklorunun bir parçası sayılan çizgi romanlardan. Örneğin Penthouse’un Wanda’sı o denli hatırlanmıyor. Playboy, aslında Amerika ölçütlerinde liberal sayılabilecek yazarlara ve görüşlere yer açan bir yayındır ama kendisinin solunda kalan görüşlere karşı bu liberalliği aşırılık olarak görmek gibi bir tutumu da vardır. Popülerliğin getirdiği bir kibar sayabiliriz bunu. Bu ölçüt, Annie Fanny de kendini daha çok gösterir ve aslına bakarsanız epeyce bir genellemiş olacağım ama özellikle altmışlı yıllardaki popüler mizah üreticileri için bunu söyleyebilirim, epeyce muhafazakâr davranırlar. Gerek beat kuşağı gerekse protest müzisyenlere yönelik bağnazca, oldukça klişe eleştiriler getirirler. Klişe ifadesini açayım, hani bir din adamından (ya da muhafazakâr bir şehirden) bahsedilirken onun aslında nasıl içki tükettiği ne denli ahlaksız olduğu sıralanır ya ona benzer bir şeyden söz ediyorum. Yoksullar için şarkı söylüyorlar ama limuzine biniyorlar, aslında nasıl riyakârlar söylemini örneğin All Capp’te de görebiliriz. Ne demek istediğimi yukarıdaki karelerden anlayabilirsiniz. Bob Dylan’a yönelik deşifre etme arzusu içeren bir dil kullanılmış. Siyaset söz konusu olduğunda mizah ötelenebiliyor rahatlıkla…

Etiketler: ,

Pazartesi, Ocak 25, 2010

M. C. Escher

Etiketler:

Pazar, Ocak 24, 2010

Metal Hurlant

Metal Hurlant, Ocak 1975’te Fransa’da çıkmaya başlamış, çizgi roman dünyasını gerçekten etkilemiş bir dergi. Örneğin bugün Amerika’da yayınını sürdüren Heavy Metal tarz ve biçim olarak derginin devamıdır. Yakınlarda derginin ilk sayısını gördüğüm için şöyle söyleyebilirim: Heavy Metal, ilk dönemlerinde birebir izlemiş Metal Hurlant’ı, röportaj ve yazılar (bazen hikâyeler) hariç sahiden Amerikan versiyonu olmuşlar. Diğer yandan yine anlaşılıyor ki Metal Hurlant da özellikle bilim kurgu ve fantastik literatürüne ilişkin referansları nedeniyle hayli Amerikalı bir dergi. O günlerde bu türden deyimler kullanılmazdı ama her iki de global/glokal etkileşiminin birer sonucu olarak duruyorlar. Metal Hurlant, Heavy Metal kadar uzun ömürlü olmadı, ticari olarak çok satan bir yayın olamadığı söyleniyor ama dergiyi vareden Dionnet, Farkas, Moebius, Druillet gibi üreticiler düşünülürse hayatla ilgili farklı tercihleri olan, tecimsel kaygıları ve hatta maişet dertlerini umursamayan “gençler” olmalarının önemli bir etken olduğunu da eklemek gerekiyor. Devamlılık göstermeyen kopuk kopuk üretimleri yapıyorlar o yıllarda. Bazen şaşırtıcı ölçüde yoğun bazen küskünlükle neredeyse hiç… Hal bu olunca rotatifler beklemiyor, üretim düşünce dergiler vasatlaşıyor, geriliyor. Belki heyecanlarını yitiriyorlar…

Metal Hurlant’ın ilk sayısında Fransa-Belçika ekolüne-mainstream olana yönelik hissedilir bir karşı çıkış görüyoruz. Her şeyden önce çini mürekkebi, siyah-beyaz öne çıkartılıyor. Herge’in az çizgili, parlak renklere dayalı yumuşak anlatısının yerine farklı bir karelendirme, sayfayı bütün olarak tasarlama gibi tercihlerde bulunulmuş. Konu seçimleri zaten tahmin edilebilir, endüstrinin “çocuk okur” dayatmasıyla didişiliyor. Otuzbeş yıl geçmiş üzerinden…Çizgi roman bugün çok farklılaştı ama o günlerdeki bir farklılık hemen göze çarpmış, hemen tüm dünyada sahiplenilmiş. Metal Hurlant benzeri dergiler uzun yıllar pek çok ülkede yayınlandılar.

Etiketler:

Rita

Samsunlu Rita, Kayseri’de sahneye çıktığında, hayır, şehre adım attığında kıyametin kopacağını, tesadüfün şuursuz rüzgârıyla hayatının değişeceğini nereden bilebilirdi. Kabadayı Ali Osman, Kayseri Cezaevi’ne girince, onun arkasından taa Ankara’dan Kayseri’ye gelen Rita, Pavyoncu Nuri’nin açtığı Elhamra’da çalışmaya başlamıştı. Hayat işte! Yanında can yoldaşı ve sırdaşı Akile’yle kimlerin ilgisini çekmemiş, hangi memur, amir, tüccar ve esnafın aklına düşmemişti ki…

Şişman ve kıranta tüccarlar Hasanâ ile Ademâ, ağzı sıkı, ırzına sağlam Bekirâ, muharrir ve avukat Mahmudâ, polis katili zavallı Serkis, Terzi Şefika’nın makası, yalan bilmez aynalar, tokat yiyen çocuklar, cızırdayan kalem, siyah gözlük, ağlayan şamdan, gülen fayans, parazitli radyo, nemrut kolye, delibozuk Şoför Fuat, klarnetiyle Erkek Namık, iç sızlatan Murat Bey… Konuşan, akleden, çekişen, kavgaya tutuşan mahalleli güçlü kadınlar… Kimi karakterleri daha önceden, Kadın Düşkünü’nden tanımıştık: Fazla söze gerek yok, ceset sükûtuyla emreden Necip Bey yine karşımızda! Namuslu Müfettiş Mükremin Bey de. Fakat asıl, siyasi riyanın, doğruya benzemeye muvaffak olan yalanın, haysiyetli olmayı bilen telaşsız hilenin simgesi, pehlivanı ve kahramanı Kör İhsan da burada… Hepsi bu entrika dolu küçük kıyametin oyuncuları…

Kemal Safa Güntekin, Düşkünler üçlemesinin ikinci kitabında 1955 yılını resmediyor. Yaşananları, hem de nesnelerin ağzından usta bir dille aktarıyor.

Rita, ağır bir Orta Anadolu trajedisini, hayata hükmeden bir alçaklık hikâyesini “Hey Allahım bu insanlar hiç mi doymazlar” tadında anlatıyor. Güntekin, muhalif kahkahasını yine hissettiriyor…

[Şubat 2010'da]

Etiketler:

Cumartesi, Ocak 23, 2010

Baştan Çıkarma Üzerine

Alex Varenne'in Kiro albümünü okuyordum. Hikâyenin genel havası, Varenne tarzına göre daha edepli. Paris'te bir kafede geçen bölümden söz edeceğim. Erkekler arası bir sohbet gelişirken genç bir kadın geliyor ve yakınlarına oturuyor, açıp kitabını okuyor. Erkeklerin aralarında konuştukları meseleye nazire olarak seçilmiş bir kitap bu. Baudrillard'ın 1979 tarihli De la Séduction kitabı, bizde Ayrıntı Yayınları tarafından Baştan Çıkarma Üzerine adıyla (Çev. Ayşegül Sönmezay) 2001 yılında yayınlandı. Baudrillard'ı biliyorsanız eğer bu hayli eski bir çalışması, ama en azından benim gibi Fowles'i seviyorsanız kitap ilginizi çekebilir. Fowles'in Koleksiyoncusu hakkında ilgi çekici yorumlar var. Kiro albümü için bu kitabın anlamı ne derseniz doğrusu pek yok. Varenne, Baudrillard kadar karamsar biri değil. Mutlu olmayı ve haz almayı deneyen kahramanları var en azından.

Etiketler:

Deli Gücük DA Grubu

link

Etiketler:

Cuma, Ocak 22, 2010

Pek Yakînde. . .



“Sanki binlerce makas, semaların laciverdini doğramak için mütemadiyen açılıp kapanarak, havada cehennemi bir gürültü ile sakırdıyor!
Serçe gibi zayıf bir hasımla dövüsmedigimizi de bilmeliyiz.
İzdivacı insanlardan daha iyi tatbik eden ve şammesi köpeklerden bin kere daha kuvvetli olan bu et yiyici kuş, bir sopayı bir tüfekten ayırmak hususunda en seri bir anlayış kabiliyeti gösteren sayılı kanatlı hayvanlardan biridir.
Çoğumuzdan akıllı olan bu çelikten dökülmüş zeki kuşla uğrasmak için avcı tüfeği değil, mitralyöz lâzım!”

_Ahmet HAŞİM

Hızır Gibi

Deli Gücük, Alacakaranlık Zamanlar
Hızır Gibi çizgi romanından bir kare...
Yaz. Hakan Tacal
Çiz. Varol Gökdamar

Etiketler:

Brittleness


Brittleness (Çürüklük) Kağıt bozulmasının son aşaması

Etiketler:

Perşembe, Ocak 21, 2010

Deli-Hint Kumaşı

Batuhan Özer çizmiş
link

Etiketler:

Çarşamba, Ocak 20, 2010

Vicdan

Deli Gücük, Alacakaranlık Zamanlar
Vicdan
Yaz. Aziz Tuna C.-Murat Başekim
Senaryo: Özgür Kurtuluş
Çiz. Murat Gürdal Akkoç

Nesin sen? Hangi hakla insanları korkutuyorsun? Birinin kötü ve günahkâr olduğunu ölçüp biçmek sana mı kaldı?

Can alıyormuşsun, ceza kesiyormuşsun? Sana ne bunlardan… Hiçbir şeyden değilse bile kibrinden utanmıyor musun?

Deli Gücük 2 artık çok yakında...

Etiketler:

Salı, Ocak 19, 2010

İmaj-Yazı

Çizgi romanın temeli iki farklı yoldan takip edilebilir. Bunlardan biri, pek çok kaynakta çizgi romanın mağara resimleri ve mısır hiyeroglifleriyle ilişkilendirildiği imaj-merkezli bir yoldur. Bazı kaynaklar çizgi romanı Afrika tahta oymaları, Asya porselen grafik işleri ve halı, cam ve binalar üzerindeki grafiklerle ilişkilendirir. Bu açıdan bakıldığında çizgi roman bir anlatıyı iletmek amacıyla çizilmiş ve bir sıraya dizilmiş imaj alanlarıdır. Yazı, keşfedildikten sonra ve anlatılan hikâye karmaşıklaştıkça, bir anlatı elemanı olarak imaja eklenmiştir. Çizgi romanın bu görsel temelinde, önemli bir anlatısal özellik ortaya çıkar. Sadece imaj alanları olarak bile, anlatının ardışık bir yapısı vardır ve bu yapı aslında yazıya ait bir anlatım özelliğidir. Bu nedenle yazının, hikâyenin anlatımına katılmasının nedenini ve sürecini anlamak zor değildir. Çizgi romanın temeli yazı-merkezli bir yoldan da incelenebilir. Bu açıdan çizgi romanın temeli çok eski zamanlara dayanmaz. Yalnız yazının kullanıldığı bazı kitaplarda zamanla, yazı alanının içinde görsel malzeme kullanılmaya başlanır. İmajın bu şekilde kullanımının ilk örnekleri başarısız veya başka bir deyişle zayıftır; yazı ve imaj arasındaki ilişki iyi kurulmaz. Tüm hikâye yazı yoluyla anlatılır ve imaj, belli bir anlatısal değeri olmaksızın sayfaya uygulanır, yapıştırılır. Daha sonra, bu tip işler üzerine çalışmaların artmasıyla, yazı ve imaj arasındaki ilişki çok daha iyi ve belirli bir şekilde kurgulanmaya başlanır. Zamanla imaj da hikâyenin anlatımında önemli bir rol oynamaya başlar ve hikâye, yazı ve imaj arasında paylaşılır. Burada da yazı anlatımının ardışık karakteri imaj anlatımına uygulanır. İmajın içinde bulunduğu çerçeve ardışık anlatımın temel birimi haline gelir ve zamanla yazı da bu çerçevenin içine taşınır. [Simge Göksoy'un "Çizgi Kare, Çizgi Bant, Çizgi Roman Çerçevesinde Yazı–İmaj İlişkisi" başlıklı yazsından bölüm, Serüven 4]

Pazartesi, Ocak 18, 2010

Digest


Digest: Derleme Dergi. Derleme olmalarının yanı sıra Reader’s Digest gibi dergilerin boyutunda basılmalarıyla bu adı alan çizgi roman dergisi türü. İlk olarak 1968 yılında Gold Key şirketinin çıkardığı Walt Disney çizgi romanları ile boy gösterdi. Ardından, Archie süper-market kasalarının yakınında sattığı dergilerle ticari başarı elde ederken, DC, Harvey ve diğer şirketler de çeşitli yeniliklerle bu tarzı kullanmıştır.

Etiketler:

Cumartesi, Ocak 16, 2010

Çini Denizinin Esrarlı Adamı

Kemal Aratan, mizah dergilerini temel alırsak, son çeyrek asrın en önemli birkaç çizerinden biri... Kendinden sonra gelen kuşakları onun kadar etkileyen bir başka çizer olmamıştır diyebilirim. Üstelik sonraki kuşaklar için eğiticiliği, “abilik” vasfı olmamasına rağmen, yalnızca üretimleriyle bunu başarabilen nadir nitelikte bir isimdir. İyi bir hikâyeciden ziyade ne/nasıl çizeceği merak edilen bir üreticidir. Etkileyici hikâyeleri olmamış değildir ama hemen herkes onu iyi senaryolara kattığı dinamik çizgilerle hatırlar. Aratan, bir çizer olarak önemli ustalardan etkilenmiş, estetik bir tercih olarak eklektizmiyle kendini var etmiştir. Moebius çinilemesi, Manara kadınları, Don Martin ve Franquin tiplemeleri, Engin Ergönültaş ayrıntıcılığı karelerinde yan yana durur. Maharetli bir sentezci olduğu için hepsini hem saklamadan hem de sanki hiç yokmuşçasına göstermeden bir arada resmetmeyi başarır.

Yazının tamamı için link

Etiketler:

Cuma, Ocak 15, 2010

Pistole Cetveli

Pistole Cetveli: Toplam üç parça olan ve eğimli “S” şekillerinden oluşan bir şablon cetveli. Çizer eğimli çizmek istediği yerin üzerine şablonun en uygun yerini koyup rapido ile çizimini tamamlar. Çizimdeki eğim her zaman şablona uymadığı için bir noktaya kadar çizilen hat şablonun başka bir noktasındaki uygun yer bulunup devam ettirilir. Kullanması deneyim ister. Örneğin Yüzbaşı Volkan'daki uçak çizimleri hep pistole cetveli ile yapılmıştır.

Etiketler:

Perşembe, Ocak 14, 2010

Kış...

Yıldıray Çınar
link

Etiketler:

Çarşamba, Ocak 13, 2010

Billur Tuz akar akar...

Etiketler:

Salı, Ocak 12, 2010

Ars Longa, vita brevis

Çiz. Murat Başol
Yaz. Aziz Tuna C.
Deli Gücük 2, Alacakaranlık Zamanlar
albümünde yer alacak aynı adlı bir çizgi romandan kare...
link

Etiketler:

Pazartesi, Ocak 11, 2010

Kargalar

Ozan Küçükusta
link

François Boucq

Etiketler:

Pazar, Ocak 10, 2010

2009 Çizgi Roman Yılıydı

Türkiye’de çizgi roman sadece kitapevlerinde ya da internet satış sitelerinde değil alanın uzmanı özel sahaf-kitapçılarda da satılıyor. Kitabevi satışlarına göre her yıl 200 ile 250 bin adet arasında değişen rakamlarla çizgi roman satıldığı tahmin ediliyor. Geçtiğimiz yıl NTV büyük bir reklam kampanyasıyla çizgi roman yayıncılığına başlayınca söz konusu pazar büyüyerek farklılaştı. Çizgi romanlar beklenmedik biçimde çok satan kitaplar arasına girdiler, haber değeri taşıdıklarından medyatik bir ilgi de uyandırdılar. Yılın ikinci yarısında yaşanan bu yoğunlaşma sonucunda çizgi roman satışlarının yüzde 65 civarında arttığı düşünülüyor. Bu büyümenin çizgi roman yayıncılığına olumlu katkılar sağlayacağı, yüksek satışların kolaylıkla gerilemeyeceği, bir çizgi roman okuma alışkanlığı yaratacağını söyleyenler hayli fazla. Üstelik bu modayla birlikte yeni ve nitelikli çizgi romanların yayınlanması da bekleniyor. Gelişmelere olumsuz bakanlar da var. Bu satış eğrisinin çabuk düşeceği, ay be ay azalarak eriyeceği iddia ediliyor. Her iki iddianın da haklılık payı var, 2010’da hem satış düşmesi hem de içerik zenginliği-nitelik artışının olacağını iddia etmek kâhinlik olmaz.
link

Cumartesi, Ocak 09, 2010

Etkileyici Bir Grafik Roman

(...) önemli bir çizgi roman, hayır şöyle söylemeli: dünyada grafik roman denildiğinde hemen akla gelen albümlerden biri, Joe Sacco’nun Filistin’i (İthaki Yayınları, 2009) yayınlandı. Grafik roman kavramı doğru - yanlış bizde de kullanılıyor, hoş benzer bir yorumu örneğin Amerika için de yapabiliriz. Son otuz yıldır (çizgi romanın İngilizcedeki karşılığı olan) “comics” nitelemesinden rahatsız olan, estetik, içerik ve biçim olarak farklı hikâyeler anlattıklarını düşünen kimi üreticiler yeni bir adlandırma arayışına girdiler. Bu çabanın çeşitli kitaplar, manifestolar ve tartışmalarla geliştiğini belirtmeye gerek yok. Üreticiler ısrarla “comics” yapmadıklarını iddia ederken çalışmaları için “pictura novella”, “picto-fiction”, “illustories” gibi çeşitli isimler önerdiler. Harvey Pekar, çizgi romanın hayattan kopmamasını, “gündelik hayatın esasını” anlatması gerektiğini savunuyordu; bir başka önemli “auteur” Will Eisner “sanatsal öze” dönmekten yanaydı, çizgi romanın bir ardışık sanat (sequential art) olduğunu belirtiyordu. Tüm adlandırmalar içinde grafik roman (graphic novel) deyişi yaygınlık kazandı ve temelindeki entelektüel iddiaya rağmen ticari bir tür-kategori olarak yayıncılık dünyasında benimsendi.
Yazının tamamı için link

Etiketler:

Cuma, Ocak 08, 2010

Debut


Debut : Bir karakterin ilk kez göründüğü sayı.

Etiketler:

Perşembe, Ocak 07, 2010

Blowing Off Steam

Mahmud A.Asrar
link

Etiketler:

Salı, Ocak 05, 2010

İtalya Hatırası

Pazartesi, Ocak 04, 2010

Cheese-cake

(…) Senaryoya erotik unsurlar katılması, çizgi romanın Altın Çağı olarak kabul edilen 1930-50 yıllarında karşılaştığımız bir durumdur. Bazı şeyleri “ima etmek”, açıkça ifade etmekten daha kolaydır. Ancak bu dönemde bile, bazı ekseriyetler oluşmuştu. Özellikle 2. Dünya Savaşı sırasında pin-up dediğimiz yarı çıplak, seksi kadın çizimleri askerler arasında çok tutuluyordu. Bu durumdan faydalanan çizgi romancılar cheese-cake denilen bir kadın profili yarattılar. Askerleri bir tür röntgenci olarak algılayan çizerler, oluşan bu arz-talep dengesi içinde hep daha “fazlasını” göstermeye başladılar. Önceleri çıplaklık durumunun oluşması için bir ön hazırlık gerekiyordu. Senaryo yazılırken gerekli atmosfer oluşturulur ve bazı yerlerde fazladan bir sahneye yer verilirdi. Bu sahneler genellikle vücudun “ayıp” kısımlarını örtmek üzere gölge oyunları içerir ve fetişist dekorlarla süslenirdi. [Kosta Ceran’ın “Çizgi Romanların Erotik Boyutu” başlıklı yazısından, Serüven sayı:1]

Pazar, Ocak 03, 2010

Adios Brindavoine

Tardi'nin 1914 yılında geçen Adios Brindavoine albümüne bakarken rastladım. Bir kaç sayfası İstanbul'da geçiyor. Fotoğraflardan faydalanarak çizildiği anlaşılıyor. Tardi'nin renkli çalışmaları ilgimi çekmediğinden dikkat etmemişim. Çini mürekkebini kullanırken gösterdiği mahareti renkli çalışmalarında gösteremediğini düşünüyorum. İstanbul sahnelerinin devamı yok değil, sonra kahramanlar arabayla yola çıkıyorlar. Tahmin edebileceğiniz gibi develer, çöller, kuraklıklar vs ile karşılaşıyoruz. Bu klişeleri ve kolaycılığı bir kenara koyarsak Tardi, oryantalist bir serüven hikâyesi nasıl anlatılırsa aynen o trüklere başvurmuş. Aksiyonu ve entrikası bol bir çalışma çıkartmış.

Etiketler:

Cumartesi, Ocak 02, 2010

Deli Gücük

Cemal Söyleyen çizmiş
link

Etiketler:

Cuma, Ocak 01, 2010

Taros'un Deli Gücük Yorumu

Ethem Onur Bilgiç çizdi...
link

Etiketler:

Watch your...

Joe Sacco’nun gerçekten önemli bir çizgi romanı yayınlandı geçtiğimiz günlerde. Filistin, gerek grafik romanın gerekse siyasi çizgi roman türünün ilk akla gelen albümlerinden biridir. İleride daha ayrıntılı yazacağım ama hemen gözüme çarpan bir çeviri dikkatsizliğinden söz etmek istedim. Albümü orijinaliyle kıyaslamış değilim, tek bir örnekten yola çıkarak haksız bir sonuca varılsın istemiyorum. Cartoon, graphic novel, comics gibi isim ve nitelemelerin nasıl çevrildiğini merak ederken rastladım bu dikkatsizliğe. Yine geçtiğimiz günlerde yayınlanan Spain Rodrigez’in çalışmasının orijinal adı Che: A Graphic Biography olmasına rağmen bizde Che-Biyografik Çizgi Roman denmişti. Graphic Novel ve Comics kullanımı dışarıda da çok karıştı. Filistin albümünde nasıl bir çevirmen tercihi olmuş diye bakarken şöyle bir cümleye rastladım: “Watch your local comic-book store”. Sacco okuyucusu ile konuşurken önemli bir çalışma yaptığını, tamamladığında büyük bir eser ortaya çıkacağını filan söyleyerek kendini gaza getiriyor ve ardından yukarıdaki sözleri sarfediyor. Şöyle çevrilmiş: “Çizgi romancınıza sorun arada bir”. Değil tabii… Çocukluğumda çizgi roman dergilerinin genellikle son sayfalarında çıkan ilanlarda “Bayiinizden ısrarla isteyiniz” yazardı. Çeviri hem yanlış hem de Sacco’nun yapmak istediği ölçüde narsizmini de mizahileştiremiyor.

Etiketler: