Pazartesi, Kasım 30, 2009

Baştan Bana Kolay Görünüyordu

Roma’da Fleetway Direktörü ile tanıştım. Zaten İtalyan onunla da çalışıyordu. Ona da iş yapıyordu. Londra’ya gitmek istediğimi söyledim. Bana çıkardı kartını verdi. Gelince beni arayın dedi. Londra’ya gidişimde kendisini ziyaret ettim. Bana yakın ilgi gösterdi. Ne tür çizgi roman yapmak istersiniz diye sordu. Onlar çeşitli dergiler çıkartıyorlardı. O anda revaçta olan harp hikayeleriydi. “Yapar mısın?”. Yaparım dedim. Baştan, bana kolay görünüyordu. Her şeyi yerli yerine oturtmak çok zor. Düşünün, bir Nazi askeri çizeceksiniz, bütün detaylarıyla, kaskıyla, ceketiyle ya da paltosuyla. İngiliz silahı, Alman silahı, başka bir sürü detay. Velhasıl, baştan çok zorluk çektim. Bütün bunları öğrenmek zaman aldı. Daha doğrusu çizgi romanın nasıl olması gerektiğini ben orada öğrendim. Burada bir şey çizersiniz, eline bir tüfek verirsiniz, bu tüfek yanlış diyecek kimse çıkmaz. Çıksa bile oran olarak çok azdır. Pek ilgilenen olmaz. Buna yazıişleri müdürleri de dahil. Kimse bilmez bu işi bizde. Ne yaparsanız gider. Ama orada çiziyorsunuz, editör bir sürü ayrıntı hatası buluyor. Tek tek gösteriyor. Çizgi romanın nasıl yapılması gerektiğini orada öğrendim (...) [Faruk Geç, İngiltere'de yaşadığı deneyimi anlatıyor]

Fotoğraf Mizah ve Çizgi sitesinden alınmıştır
link

Etiketler:

Pazar, Kasım 29, 2009

Zeplin ve Kenan Yarar

Zeplin'in ilk hazırlanıp çıkacağı tarihlerde ben aklı bir karış havada yol yordam bilmez amatör bir çizerdim. Hatta derginin çıkmasına bir iki hafta kala birinden duyup gitmiş, iş istenmiş, apar topar bir şeyler çizmiş, onu da üçüncü sayfa ve kapakta görünce pek sevinmiştim. Şu an düşünüyorum da o dergilerin ruh hali de benden pek farklı değildi. Ama küçük dahi olsa bir başlangıç, bir atılım, hiç kimsenin zararına değildi. İlerisi için bir işaretti. Ben bile tahmin edemiyorum bu noktalara gelebileceğimi :)) [Kenan Yarar, Zeplin Çizgi Roman Gazetesinin çıkışında hissettiklerini anlatıyor]

Etiketler:

Cumartesi, Kasım 28, 2009

Galip Tekin'den Çizgi Romancılara Notlar

Çizgi Romancılara Notlar: İnsanlar genellikle böcek filan gördüğünde ya eline bir aeresol ya da bir terlik alıp, onu yok eder... Ama iyi bir çizgi romancı bunu hiçbir zaman yapmaz. Önce bir eline alır, kaşı gözü, ayağı bacağı nasıl bir bakar, biraz deforme ederse ne elde edeceğini düşünür. Hatta ona göre bir elbise tasarlar. İşte o elbiseyi giydiği zaman o böcek size harika bir uzaylı olur (...) Hiçbir zaman unutmayın. Romancılar beyinlerini değil beyinleri romancıları zorlar. Onun sizi kontrol etmesine izin vermeyin. Her kareyi ayrıntılı çizin. Unutmayın şeytan ayrıntıda gizlidir. Tanrı da!! Gelelim uyuşturucu meselesine... Çizmek veya iyi bir hikaye bulmak için hiçbir zaman uyuşturucu kullanmayın. Bizim bu tip şeyler kullandığımıza da inanmayın!! Değil çizmek isminizi bile yazamazsınız. Zaten çizginin kendisi en iyi uyuşturucudur ve bundan kurtuluş yoktur. İnsanı bitirir. Ama ben hiç uyuşturucu kullanmadım diyenin alnını karışlarım. Çünkü vücut kendi uyuşturucusunu kendi salgılar: Endorfin. Sakın çizdiğiniz şeyleri kâğıt üzerindeki cansız figürler olarak görmeyin, herkes sizi terk etse bile onlar yalnız gecelerde sizin başucunuzda bekleyen dostlarınızdır.

Etiketler:

Cuma, Kasım 27, 2009

İyi Tatiller

Çizgi ve tasarım: Murat Sayın

Perşembe, Kasım 26, 2009

Yahşi Batı

Koray Kuranel'in Yahşi Batı filmi için yaptığı tasarımlar...
link 1
link 2

Etiketler:

Çarşamba, Kasım 25, 2009

Erio Nicolo

Orhan Berent, Tex'in ünlü çizerlerinden Erio Nicolo ile ilgili bir sayfa yapmış...
link

Etiketler:

Salı, Kasım 24, 2009

Nick O'Teen

Seksenli yıllarda hemen tüm gazetelerimizde haber olarak yer alan bir sigara karşıtı kampanya afişiydi bu. [Benim için bir parça nostaljik olduğunu kabul ediyorum] Gazeteler sigaranın zararları hakkında yazılar yazıyorlardı, Maltepe it sigarası olarak biliniyor, pek fena kokuyordu. Sonra Red Kit'e sigarayı bıraktırdılar vs

Etiketler:

Pazartesi, Kasım 23, 2009

Bilim ve Sihir

(…) bilim ve teknoloji gittikçe daha büyülü bir şeye dönüşüyor. Başka bir deyişle uzmanlar neyin ne olduğunu biliyor ama ortalama bir insan ne olduğu hakkında bir ipucuna sahip değil. Çoğu insana göre şeyler gittikçe siyah bir kutuya dönüşüyor, eğer kutunun içine bir şey koyarlarsa biliyorlar ki özel bir sonuç alacaklar. Bu özellikle bilgisayarlar için geçerli. Bazı şeylerin neden ve nasıl olduğunu ve kurallarını bilmek için uzman olmak gerekir ama ortalama bir insan uzman değildir. Çoğu insan bilgisayar kullanır çünkü onlar faydalıdır. İnsanlar bilgisayara sihir gibi bakarlar, çünkü bu kuralları açıklayamazlar. Bu, bilgisayarların sihir olduğu anlamına gelmez. Bilim ve sihir dünyası birbirinden ayrılmıştır ama sezgilerimiz ve bilincimiz düşünüldüğünde aynı noktaya yaklaşırlar. Bu yüzden çalışmalarımda bilim-teknoloji ile dini birbirlerine entegre etmeye çalıştığım görülebilir çünkü onlar aynı noktaya yaklaşırlar. [Masamune Shirow anlatıyor…]

Pazar, Kasım 22, 2009

Görsellik ve Hız

Sanırım benim için görsellik ve hikayenin akış hızı daha ağır basıyor. Hellboy materyalini ele almaya başladığımda, şöyle düşünmeye başladım... Dünyadaki en iyi yazar olmayacağımı biliyordum ama görsellik ve hikaye anlatımı açısından başka insanların yapmadığı şeyler yapabilirdim. Yani bu materyal içinde kendi sığınağımı bulmaya çalışıp “öyleyse ben de atmosfere önem veririm” demek gibi bir şeydi. Berni Wrightson harika birkaç korku hikayesi yapmıştı, ama hatırladığım kadarıyla çoğu yavaş akmaktan ve dolambaçlı olmaktan uzaktı. Ben etrafında bir atmosfer inşa edebileceğimiz tuhaf şeyler için kendime yer açmak istiyordum. Böyle bir şeyin çizgi romanlarda işe yarayıp yaramayacağı konusu üzerinde de çok kafa patlattım. Çünkü şimdiye kadar “Korku çizgi romanlarda işe yaramaz, bunun bir sürü sebebi var” diyen bir sürü insan tanımıştım [Mignola anlatıyor....]

Cumartesi, Kasım 21, 2009

Hey Mike...

Crime Detector dergisinde yayınlanan çizgi romanın ilk sayfasında, Spillane, Mike Danger’i, şöyle tanımlar: “Sert! Acımasız! 190 pounds (86 kilo) ağırlığında kemik ve kas... Ve hiç bir şeyden korkmuyor! Kanun iki yumruğunun ve sol koltuğunun altındaki 45’liğin gerisinde, her zaman ve her yerde onları kullanmaya hazır! Evet, Mike ile tanışın… Ama o gülümsediğinde siz de gülümseyin!”[Mike Hammer'in çizgi roman olarak ilk biçimi hakkında]


Cuma, Kasım 20, 2009

Con

Con (Toplantı): Convention’ın kısaltması. Çizgi roman hayranlarının ve üreticilerinin bir araya geldikleri, çizgi romanların ve yan ürünlerin, hayranların beğenisine sunulduğu, çeşitli etkinliklerin düzenlendiği büyük çaplı toplantılar.

Etiketler:

Perşembe, Kasım 19, 2009

Taş

Deli Gücük 2, Alacakaranlık Zamanlar albümünde yer alacak bir çalışmadan bant...
Çiz. Emre Yüce
Yaz. Bahri Gördebak

Etiketler:

Çarşamba, Kasım 18, 2009

İki Usta ve Sinema

(…) Milton Caniff’in diyalog ve karakter yaratma teknikleriyle Noel Sickles’ın kompozisyon ve geçiş teknikleri, hep seyrettikleri filmlerden besleniyordu. D.W. Griffith'in ölümsüz filmi Birth of a Nation, defalarca seyrettikleri ve en çok etkilendikleri filmlerin başında geliyordu (işin komiği, bir kuşak sonraki Avrupa sinemasının ünlü yönetmenlerinden Resnais ve Fellini de kendi işlerini yaparken Caniff’den etkilendiklerini söyleyeceklerdi).

Etiketler:

Salı, Kasım 17, 2009

Tantalis'in Meleği


Manisalı sanatçı Enis Temizel’in yazıp çizdiği Tantalis’in Meleği: Manisa Tarzanı adlı çizgi roman kitabı Lal Kitap tarafından yayımlandı. 192 sayfalık çizgi roman kara kalem olarak hazırlanmış.


(...) Ahmet Bedevi, Manisa'ya gönül vermiştir. Manisa da ona... Artık o, Ahmet Bedevi değil, Manisa Tarzanı'dır. Yıllarca emek vererek yeşerttiği Manisa'da yapılan bir orman katliamının ardından kalbi dayanmaz ve bu hayata veda eder.


21. yüzyıl ortaları... Toprak bir zamanlar aldığını geri vermek üzeredir ve Ahmet Bedevi yeniden yaşam bulacaktır! Ancak bildiğinden çok farklı bir dünyada! Vahşet dünyada kol gezmektedir, ne var ki, yetkililer ilgisizdir. Spil Dağı eteklerinde keşfettiği üstün teknoloji ürünü laboratuarın ne gibi bir ilgisi vardır? Ahmet Bedevi, arkeolog Elif ve bir grup üniversite öğrencisi bu vahşeti engelleyebilecekler mi?

Tantalis (Atlantis) zamanından beri birbirlerini kovalayan ruhlar 21. yüzyılda bir kez daha karşılaşıyorlar... Eski nefret ve aşklar yeniden alevleniyor (...)

(Tanıtım yazısından)


Ayrıntılı bilgi için link

Etiketler:

Pazartesi, Kasım 16, 2009

Monokl

Çelebi
Deli Gücük 2, Alacakaranlık Zamanlar albümünde yer alan çalışmadan bir kare...
Çiz. Ozan Küçükusta
Yaz. Aziz Tuna C.
link

Etiketler:

Pazar, Kasım 15, 2009

Insomnia Café

M.K.Perker'in ilk olarak Lmanyak dergisinde yayınlanan çalışması Insomnia Café geçtiğimiz çarşamba günü Amerika'da albüm olarak piyasaya çıktı. İlk eleştirilerden biri için bkz

Etiketler:

9

Neredeyse bir yıldır Tim Burton ve Timur Bekmambetov'un katkıda bulunduğu 9 adlı bir animasyondan söz ediliyordu. Filmin fragmanları aralıklarla dolaşıma sokularak hatırı sayılır bir ilgi de yaratılmıştı. Sonunda anladık ki filme yapımcı olarak katkıda bulunmuşlar ve bu katkı, sınırlı bir maddi destekten de fazlası değilmiş... Film, moda deyimiyle apocalyptic bir çalışma. Makinelerle insanlar arası savaş sonrasındayız. Aşina olduğumuz bir ortam bu...Tek fark bilim adamının ruhunu katarak yaptığı ve her birinin sırtına bir numara verdiği oyuncaklar (!)... Makine ise Spielberg'in War of the Worlds (2005) ya da Meet The Robinsons (2007) filmlerinde gördüğümüz özelliklere sahip. Hikaye için söylenebilecek pek bir şey yok, Ne yeni ne de bak güzel bir ironi yapılmış dedirtecek bir malzeme var. Ama film görsel olarak gerçekten güzel sahnelerle dolu. Filmi izlettiren de bu görsellik zaten...İzlemek gerek, "peki ya hikaye" sorusunu rafa kaldırarak izlerseniz üstelik, daha iyimser bir gözle filmden başka bir tad daha alabilirsiniz...

Etiketler:

Cumartesi, Kasım 14, 2009

Define

Deli Gücük 2, Alacakaranlık Zamanlar
Define
Çiz. Murat Gürdal Akkoç
Yaz. Özgür Kurtuluş

Etiketler:

Cuma, Kasım 13, 2009

Toplumun İçinden...

(…) Alan Moore ve Dave Gibbons, hikâyelerini biraz değiştirilmiş biçimde de olsa 1985’in gerçek dünyasına yerleştirmişlerdir. Onların yarattığı New York, Richard Nixon’ın hâlâ Birleşik Devletler Başkanı olduğu, kent insanlarının McDonalds yerine Gunga Diner gibi restoranlardan paketlenmiş gıda yedikleri ve süper kahramanların Metropolis’teki kadar yaygın oldukları bir yerdir. Watchmen’in dünyası pek çok bakımdan kendi dünyamıza son derece yakındır ve içinde yaşayan süper kahramanlar “eylemlerini sınırlayan rastlantısal etmenlerin merhametinde yaşamaktadırlar.. Watchmen’de süper kahraman, toplumun farklı kesimlerinden bir tanesidir sadece (…) [Jamie A.Hughes’e ait “Gözcüleri Kim Gözler…” yazısından bir bölüm, Yeni Serüven 4 (10)]

Perşembe, Kasım 12, 2009

Lost Girls Hakkında

(...) San Francisco’da çıkan underground dergilerinde yayımladığı işlerinden beri hayranlık duyduğum Melinda’yla temasa geçmemi Neil Gaiman sağladı. Bu gelişme önüme birçok yeni olanaklar koymuştu. Eğer kotarabilirsek sekiz sayfalık bir hikâye hazırlama niyetiyle başladık çalışmaya. Belki fikir alışverişi sırasında arada pek de elle tutulur tarafı olmayan Peter Pan konusunu ortaya atmış ve nasıl geliştireceğimi bilemediğimi söylemiş olabilirim. Bir ara Melinda üç kadın kahramanın yer aldığı bantları çizmekten hep çok zevk aldığını ve başarılı olduğunu söyledi-ortaya çıkan dinamizmden hoşlanıyordu. O noktada, onun fikri ile benim yarım yamalak Peter Pan düşüncem çakıştı ve sanırım bir şekilde şöyle bir şey düşündüm: “Eğer karakterlerden birisi Peter Pan’deki Wendy olsa diğer ikisi kimler olurdu?” Aslında kimlerin olabileceği apaçık ortadaydı: Alice ve Dorothy. Sonrası hızla gelişti (...) [Alan Moore, Lost Girls fikrinin nasıl geliştiğini anlatıyor]

Etiketler: ,

Çarşamba, Kasım 11, 2009

Kütükleşme

Kütükleşme: Argo. Uzun süre çizmeyen çizerin eski kıvraklığından uzaklaşması, bileğin kütükleşmesi.

Etiketler:

Salı, Kasım 10, 2009

Hangisi Yapılsa İyi olur Anketi


Ntvmsnbc geçen ayın sonunda bir anket yapmış ve hangi klasik romanların çizgi roman uyarlaması yapılması istendiğini sormuş. Türkçe edebiyat ile ilgili sonuçları aktaracağız. Ankete katılanlar en çok Yaşar Kemal’in İnce Memed çalışmasını çizgi roman olarak görmek istemişler. Daha sonra Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanı, üçüncü olarak da Sabahattin Ali’in Kürk Mantolu Madonna. Dördüncü sırada Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Yaban'ı, beşinci sırada Halide Edip Adıvar'ın "Vurun Kahpeye"si olmuş. Kemal Tahir'in "Devlet Ana", Orhan Kemal’in “Bereketli Topraklar Üzerinde”, Orhan Pamuk’un “Cevdet Bey ve Oğulları”, Yusuf Atılgan’ın “Anayurt Oteli”, Reşat Nuri Güntekin’in “Dudaktan Kalbe” ve Elif Şafak’ın “Bit Palas” birbirine yakın oylarla sıralanmışlar.

Yabancı klasik romanlar için ayrıca bkz

Etiketler:

Pazartesi, Kasım 09, 2009

Balon Yazmak


Balon yazmak: Kaligraf (baloncu) balonların içine yazıyı iki yolla yazardı. İlki balon büyüklüklerini bir dosya kağıdına kurşun kalemle çizerek bütün kaligrafiyi o kağıdın üzerine yapmak sonra da o kurşun kalem izlerinden makasla keserek orijinal kitaptaki balonun içine yapıştırmaktı. İkinci ve daha pratik olanı özellikle siyah beyaz yayınlarda negatif filmde balonun içindeki yazıları aptek'le temizlemek ve pozitif filme çekilince içi beyaz kalmış balonun içine girecek yazıyı doğrudan filmin üzerine yazmak. Hazırlandığı ülkede neredeyse iki kat büyüklükte rahatça yazılan balon yazıları bizde birebir ölçüye genellikle 3 numara rapido ile yazıldığından bazen metin sığmayabiliyordu. Bu gibi durumlarda kaligraf balona sığdırmak amacıyla cümleyi kendi kafasına göre kısaltırdı. Kimi zaman tersi de olur, kısa cümleyi uzatmak gerekebilirdi. Bu gibi hallerde de kimi kahraman deyişleri (Hay bin Şeytan!) bol bol tekrar edilirdi.

Etiketler:

Çizgi romanlar da kitap kadar faydalı...İyi o zaman..

Biraz da öğrenelim (yiğrenmeyelim Memo)...Milliyet gazetesi kültür sanat servisi aktarmış. Çizgi romanlar da faydalıymış. Dileyen bu haberi linkten okuyabilir. Ben bu fayda ve zarar meselesini tam olarak anlayamıyorum. Neresinden bakarak faydalı olduğuna karar veriliyor anlasam, hani bir nebze rahatlayacağım. Bu faydalı-zararlı eksenine, anladığım kadarıyla eldeki başlamış ve bitmiş, kesin olarak sonuçlanmış verilerden hareket edilerek varılıyor. Bir çocuk çizgi roman okudu ve Ortaokulu bitiremedi mesela...Postmodern diyorsun "ben de senin..." diyip kafanı kırıyor çizgi roman okuru mesela...Başıma geldiği için yazıyorum, "Tarkan okuyanlar yetmişli yıllarda Ülkücü oldular" diyenler vardı mesela. Diğer yandan çizgi roman okumayıp kitap okuyanlar mühendis oluyorlar, say say bitmez. Hepsi toplumun muteber isimleri, makam sahipleri oldular. Sınanmış, tekrarlanmış ve her defasında hiç bir sapma göstermeksizin uygulanabilmiş ve başarı vermiş ki hiç tartışılmaksızın doğru kabul ediliyor, tersi durumda bu saptamayı yanlışlayan, yolunda gitmeyen her ne ise çöpe atılıyor. Sonra çöpe atma mantığını hiç tartışmadan çöpten o şeyi çıkartıp bu defa faydalıymış deniyor. Mesela "kitap okuyanlar iyi insan olur" veya "kitap okumayanlar Türkiye'yi bu hale getirdiler" diyebilir miyiz? Bu faydacı romantizmin, narsistik, kendine hayran aydınlanmacı bir mantığın bir parçası olduğu anlaşılsa, yanlış olanın da eğitim yoluyla yaygınlaştırılabileceğinin farkına varılsa, sonra ne bileyim -kafiye olsun diye değil- hayat bayram olsa mesela...Lay lay lom...

Etiketler:

Cuma, Kasım 06, 2009

Şehzade

Çelebi
Deli Gücük 2, Alacakaranlık Zamanlar albümünde yer alan çalışmadan bir kare...
Çiz. Ozan Küçükusta
Yaz. Aziz Tuna C.
link

Etiketler:

Perşembe, Kasım 05, 2009

Burak Şentürk

Burak Şentürk'ün blog sayfasını tavsiye edeceğim. Özellikle siyah beyaz çalışmalarında ince bir işçilik var, çiniyi kullanma mahareti ve dengesi, hem çok özgün hem de hakkında konuşulacak ölçüde nitelikli....
link

Etiketler:

Arrival Date

Arrival Date : (Varış Tarihi) Gazete bayii ya da dağıtımcı tarafından çizgi romanların kapağına kurşun kalemle yazılan ve çizgi romanın tezgaha çıktığı günü belirten tarih.



Etiketler:

Çarşamba, Kasım 04, 2009

Deli Gücük ve 7 Kargası

Deli Gücük 2, Alacakaranlık Zamanlar
Albüm için çizilen ilüstrasyon
Melike Acar
link

Etiketler:

Grafik Roman


Graphic Novel: Grafik Roman. (1) Üstün nitelikli çizgi roman. Bu tür çalışmalar baskı biçimleri ve çoğunlukla uzun, karmaşık hikâyeler içermeleriyle, nasıl uzunluk ve olay örgüsünün karmaşıklığıyla roman, kısa hikâyeden ayrılıyorsa, aynı şekilde yaygın, sıradan çizgi romanlardan ayrılırlar. Ayrıca, çoğu az sayfa sayısıyla basılan yaygın çizgi romanların aksine, çoğunlukla yapım maliyeti yüksek kitaplar halinde basılırlar.

(2) 21x28cm boyutlarında 48-64 sayfadan oluşan, 1. hamur veya düşük gramajlı parlak lüks kâğıt kullanan bir dergi biçimi. Magazine’den farkı, periyodik olmaması ve başlayıp biten tek sayılık hikâyeler içermesidir. İlk olarak 1980’lerde kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır.

(3) Amerika’da Avrupa tarzı albümlere ve sanatsal yaklaşımlara öykünülerek seçilmiş bir isim. Grafik vurgusu çizgi olarak farklılığı işaret ederken, saygınlığı ve çağrıştırdıklarıyla “roman” deme tercihinde bulunulmuş. Bu tercih, ilginç bir biçimde Türkçe’de comics karşılığı olarak kullanılan çizgi romana benzer bir isim oldu. Çoğu çevirmen, Amerika’da bir farklılık olarak kullanılmaya başlanan Grafik Romanı Türkçe’ye çevirirken çizgi romandan farklı bir isim aradı. Çizgi ile resim hiyerarşisinden yola çıkarak tarza Resimli Roman dendi. Oysa “Resimli Roman” Seksenli yıllara kadar Türkçe’de comics karşılığı olarak kullanılan bir başka terimdi. Grafik Roman, düz bir çeviri olmakla birlikte hem Amerikan çizgi romanındaki ayrışmayı gösteriyor hem de çizgi romandan farklı bir anlam çağrıştırıyor.

Etiketler: ,

Salı, Kasım 03, 2009

Kemal Aratan ve İhtiyatsız Adam


Benim gibi kel ve göbekli az sayıdaki okurumuz bilirler ama gençlik katsayısı yüksek diğer okurlarımız için Kemal Aratan hakkında bir kaç söz söylemek istiyorum sevgili arkadaşlar. Neden söylemek istiyorum? Çünki, dergide yayınlanan ilanlarını farkettiniz mi bilmem, Uykusuz Degisi'nin yayınevi Mürekkep Yayınevi olarak, kendi kitaplarımızı içeren "Uykusuz Çizgi Dizisi" dışında bir de "Uykusuz Çizgi Roman Klasikleri Dizisi" çıkarıyoruz, ve bu dizinin ilk kitabı Kemal Aratan'ın İhtiyatsız Adam'ı.

Önce şunu söyliyeyim, bu klasikler dizisi, benim kuşağımın çocukluk ve ergenliğine denk gelen (yani seksenler) dönemdeki çizerlerin, çoğunlukla o dönemde, biraz da daha sonra (sanki doksanlar) çizdikleri öykülerden oluşacak. Kendi gençliğimizde heyecanla okuduğumuz ve bizim çizerliğimizi şekillendirmiş olan bu öyküleri bugünkü genç okurlara okutacak olmak bizi tekrar gençliğimizdeki gibi helecanlandırıyor, içimizi kıpır kıpır ettiriyor.

Kemal Aratan, bin dokuz yüz seksen küsur senesinde Gırgır Dergisi'nde Ucube Karikatürler adlı karikatür köşesini çizmeye başladığında ben henüz Antep'te, şehir dışındaki okulumun çevresindeki arazide kertenkele yakalamak ve arkadaşım Fatih'le birlikte dikenlere savaş açmakla meşguldüm (...)

[Memo Tembelçizer, İhtiyatsız Adam albümünü takdim ediyor]
Tamamı için bkz

Etiketler:

Siber Kare

Can Akınsal'ın Siber Kare blog sayfasını herkese tavsiye ederim. Estetik tasarımı ve mesafeli yorumları ilgi çekici güzellikte...
link

Etiketler:

Pazartesi, Kasım 02, 2009

Aslolan Hikâyedir, Anlatılan Senin Hikâyendir…


(...) Çizgi roman, günümüzde, Amerika dışında Fransa ve özellikle Japonya’da bir endüstri olarak varlığını sürdürüyor. Hemen her ülkede üretilse de global eğilimleri asıl olarak bu üç ekol biçimlendiriyor. Yetenekli üreticiler ancak bu “merkez” ülkelerde çalışma şansı bulabildiklerinde uluslararası itibar kazanabiliyorlar. Global dolaşım, pek çok sanat biçiminde olduğu gibi İngilizce ve festivaller dolayımıyla gelişiyor. Bugün, çizgi romanın en yoğun üretildiği ülke olan Japonya’nın, Japon çizgi romanı anlamına gelen manganın ulaştığı global ilgi yine İngilizce üzerinden gerçekleşebiliyor. İlgi çekici olan, bu yaygınlaşmanın dünya çizgi romanının yaşadığı küçülmeye deyim yerindeyse ilaç olması. Manga’nın, çizgi roman okurlarını artırdığı kadar değiştirdiği de söylenebilir, örneğin Amerika’da kadın çizgi roman okurunun artışı mangaların çoğalmasıyla ilişkilendiriliyor. Japonya’da oldukça sert rekabet koşullarında varolma savaşı veren manga, ister istemez farklı kesimlerden okuru yakalamaya çalışmak durumunda kalmış. Çok karakterli, türler arasında gezinen hikâyeciliklerinin en önemli gerekçesi bu olsa gerek. Şunu söylemek yanlış olmayacak, dünya çizgi romanın ana damarını, ilerleyen yıllarda asıl olarak manga (nitelik ve nicelik olarak) belirleyecek, bu aşikâr... Manga’ya gösterdiğim teferruatçı ihtimam Yordam Kitap’tan çıkan Kapital Manga yüzünden (...) [Birgün Pazar, 1.11.2009]

Tamamı için bkz

Etiketler: ,

Ayıptır...

Pazar, Kasım 01, 2009

Mangaka


Mangaka: Manga sanatçısı. Geleneksel sistemde manga sanatçısı tüm eseri tek başına yaratır, yani hikâye ve çizgiler tek bir sanatçı tarafından sağlanır. Bir sanatçının hikâyeyi yazdığı, diğerinin ise çizimleri sağladığı ikili çalışmalar da oldukça fazladır. Modern birçok manganın üretildiği ortam olan stüdyo sisteminde ise, bu terim daha çok bir çizgi-romanın asıl sanatçısı manasına gelmektedir; ayrıca çizim aşamasında onunla beraber çalışan asistanlar da bulunmaktadır.

Etiketler: