Pazartesi, Temmuz 28, 2008
Have I Got a Story for You

Etiketler: Animasyon
Pazar, Temmuz 27, 2008
Max Fridman İstanbul’da

Ancak önemli bir açmazı var, o da anlatımının oryantalist bakışın dışına çıkmaması. Buna gerek duymaması. Hikâye bütünüyle İstanbul’da geçiyor, ama anlatılan İstanbul yüzyıl başlarının-Osmanlı’nın İstanbul’u. Kendi ülkesinde olmayanı çeken –ilginçlik arayan-, az bulunur olsa bile bellekteki doğu imgesine uygun olanı seçen fotoğrafçıların çalışmalarını izlemiş Giardino. Fesli adamlar, eşekler, Arnavut kaldırımlı sokaklar, bir Hintli’yi andıran kadınlarla karşılaşılıyor hikâyede. Asıl kahramanların hepsi yabancılar. İstanbul’un sadece bir arkaplan olarak kullanılması, hikâyede yer alan Türklerin gizli servislerin maşası olmaktan öteye gidememesi ne bizim için ne de farklı oryantalist anlatılar için yeni (ya da farklı) değil. Bu hikâye Kahire ya da Bağdat’ta da geçebilirdi, gerilim ve entrika mekâna bağlı olarak gelişmiyor çünkü. İstanbul’da Casus Avı’nı herşeye rağmen okunur kılan da bu zaten. Giardino’nun ayrıntıcı yumuşak çizgileri, entrika dolu, hızlı gelişen casuslar savaşı hikâyesini güçlendiriyor. İyi bir serüven hikâyesi okumak için Max Fridman’ı kaçınılmaz bir tercih yapıyor.
Cumartesi, Temmuz 26, 2008
Şunu da Bilin ki Prensim…

(…) Conan hikâyelerinde yer alan sayısız kadın savaşçı karakter içinde en ilginç olanı ve zamanla kendi çizgi roman dergilerine, romanlarına, sinema filmine kavuşanı Hirkanya’lı Kadın Savaşçı Red Sonja’dır. Red Sonja’nın ilginçliği daha okura sunumundan başlar. Conan’ın gördüğü ilgi nedeniyle “Conan’ın yaratıcılarından” diye (Türkiye’de buna “Conan’ın Kız Arkadaşı” unvanı da eklenmiştir) pazarlanmasına ve Howard’ın bir karakteri olduğu her sayıda belirtilmesine rağmen, Howard’ın Red Sonja karakterine yer verdiği bir hikâyesi bulunmamaktadır. Red Sonja karakterine kaynaklık eden Howard hikâyesi, Ocak 1934 yılında Oriental Stories dergisinde yayınlanan ve Conan’ın Hiborya çağında değil 1526 yılında geçen, Shadow of the Vulture (Akbabanın Gölgesi) isimli hikâyedir. Osmanlı ordusunun kuşattığı Viyana’nın Alman şövalyeler tarafından savunulmasını anlatan ve Red Sonja isminin hiç geçmediği bu hikâyede Howard, bir yan karakter olarak, Son-Ya of Rogatino’ya yer verir. Rogatino’lu (Rusya) Son-Ya (y ile), bir yandan hikâyenin asıl ana karakteri von Kalmbach ile Viyana’yı Osmanlı akınına karşı savunurken bir yandan da Kanuni Sultan Süleyman’ın hareminde esir olan kız kardeşini kurtarmaya çalışmaktadır. Ne tecavüze uğramıştır ne de kendini kılıçla yenemeyen bir erkeğin olamayacağına ilişkin bir yemini vardır (…)
“Red Sonja: Şunu da Bilin ki Prensim…” başlıklı yazıdan alıntı, Tanyel Ali MUTLU (Serüven, Sayı 5)
Cuma, Temmuz 25, 2008
Yeni Spirit

Perşembe, Temmuz 24, 2008
Çarşamba, Temmuz 23, 2008
Kraven'ın Son Avı

Öykü, henüz bir klişe haline gelmemiş olan “aralıksız yağmur yağan karanlık metropol” dekorunu, atmosfer oluşturmak için başarıyla kullanır. Peter Parker’ın ikinci sınıf düşmanlarından biri olan Kraven totem olarak gördüğü hayvanları avlayarak onların gücünü “giyen” bir sosyopattır.
Öykünün kilit noktasında Avcı Kraven, Peter’ı tuzağa düşürür ve tüfeğini ona doğrultur.
Anlatım kutusu sayesinde düşüncelerini dinleyebildiğimiz Parker içinden şunları geçirir:
Bir şey olmayacak, tüm diğer “süper-kötüler” gibi o da biraz atıp tutacak, her zamanki gibi dünyayı fethetmekten falan bahsedecek, o arada ben şu ağlardan kurtulup bu herifi pataklayacağım. Bir şey olmayacak. . .
Sanki Parker kimsenin gerçekten ölmediği bir çizgi roman evreninde yaşadığını sezmiş gibidir. Ancak o anda Kraven ateş eder ve Örümcek Adam yığılır. Sayının sonunda Kraven Örümcek Adam kostümüne bürünmüş olarak Peter Parker’ı bir tabutun içinde gömer. Kurbanını “yemiş” (bazı panellerde Kraven gerçekten de güçlerine sahip olmak için örümcekler yer) ve onun kimliğini yutmuştur.
Maceranın gerisi, aslında uyuşturucu bir iğneyle vurulmuş ve diri diri gömülmüş olan Parker’ın halüsinasyonlar ve kendi ölüm korkusu ile savaşarak tekrar "yüzeye çıkmasını" oldukça sembolik paneller ve senarist J.M. DeMatteis’in buluşu olan hezeyanlı bir biçimde sayfanın dört bir yanına saçılmış anlatım kutuları yardımıyla betimler.
Öykünün sonu çizgi romanların doğası gereği ana kahramanın zaferi ile sonuçlansa da Kraven, Örümcek Adam’ı zaten yenmiş olduğunu, ona simgesel bile olsa bir ölüm tattırdığını ve onun kimliğini yutarak şehirde avlandığını söyler. Kendi bakış açısına göre Kraven kazanmıştır. Son panelde tüfeği kendi çenesinin altına dayar ve tetiği çeker. Tüfeğin içinde bu kez ilaçlı iğne yoktur.
İntiharı onurlu bir çıkış yolu olarak gösterdiği için sonradan pek çok kaygılı ebeveynin şimşeklerini üzerine çekse de Kraven’in Son Avı, kahramanının ölüm korkusuna dair psikanalitik didiklemeleri, "yeraltına iniş" temasını taşıyan sembolik düzeydeki anlatımı ve klişe olmayı reddeden “kötü adam”ı sayesinde nadir bulunan karanlık Örümcek Adam öykülerinden biridir.
Jenna Jamesons Shadow Hunter 2008

Jenna Jameson adını kullanarak yayınlanan bir çizgi roman serisi var. Öyküsü değilse bile çizgi performansı oldukça başarılı olan dizi, benzer nitelikteki ticari yayınlarla kıyaslandığında ayrı bir ilgiyi hakediyor. Kapak ve iç sayfalardan örnekler sunuyoruz.
link
Salı, Temmuz 22, 2008
Contern Uluslararası Çizgi Roman Festivali
Contern Uluslararası çizgi roman festivalinin 15.si, 19-20 Temmuz tarihlerinde yapıldı.
insanlar epeyce yararlandı.
fotoğraflar için link
Pazartesi, Temmuz 21, 2008
Ya Konuşursa!!

Pazar, Temmuz 20, 2008
Frankfurt'ta Türkiye'de Çizgi Roman
Bu çerçevede yapılacak etkinlikler için hazırlanan afişi katılımcı çizerlerin en genci olan Ersin Karabulut hazırlıyor.
Bilindiği gibi Frankfurt Kitap Fuarının ilk üç günü sadece yayıncılara yönelik gerçekleşiyor. Son iki gün halka açılıyor ve sadece Alman kitabevleri sınırlı ölçüde kitap satışı yapıyorlar. Bir başka deyişle dünyanın en büyük kitap fuarı sayılan oluşumun asıl amacı kitap değil yayın hakkı satışı oluyor...
Uluslararası yayıncılara yönelik olarak yapılacak kesinleşen-etkinlikler listesi şöyle:
15 Ekim saat 13:00'te Türkiye'de çizgi roman konulu bir sunum yapacağım...
15 Ekim saat 16:00'da çeşitli ülkelerden altı editör ve akademisyenin katıldıği bir panelde konuşmacı olarak yer alacağım... Doğrusu bu daveti yeni aldım, uluslararası çizgi roman marketi hakkında olacağını biliyorum, Türkiye'deki yansımaları hakkında bir konuşma yapacağım...bildiğim tek ayrıntı bu...
17 Ekim saat 13:00'te Kenan Yarar, Bülent Üstün, Ersin Karabulut, Bahadır Baruter ve Ramize Erer'in katılımıyla bir sunum yapılacak. Çizer arkadaşların aralıklarla konuşacağı ama bir tema etrafında sürekli çizeceği sunum/gösterinin moderatörlüğünü yine ben yapacağım. Hatırlıyan olabilir bir iki yıl önce Ankara'da Fransızlara benzer bir sunum yapmıştık...Aynı mantığı sürdüreceğiz...
Biri sergi alanında diğeri konuk ülke standında olmak üzere iki ayrı sergi yer alacak.
Sergi alanındaki panolar, halihazırda kitapları yayınlanan üreticilere ayrılacak olmasına karşın, standımızda yer alan sergi retrospektif nitelikli olarak başlangıcından günümüze yerli çizgi roman çalışmalarımızı içerecek.
Yine standımızda albüm/kitap olarak yayınlanan ve yayın hakkı pazarlanabilir çizgi romanlarımız sürekli olarak sunulacak.
Pazar günü yaklaşık 10 çizerin katılımıyla bir fanzin hazırlanacak ve o günün hatırası olarak ziyaretçilere dağıtılacak.
Cumartesi-Pazar günü etkinlikleri kesinleştikçe programa dahil edilecek.
Soru ve özellikle önerilere açık olduğumu duyurayım
Sevgiler, kolaylıklar
Etiketler: Frankfurt Kitap Fuarı
Cumartesi, Temmuz 19, 2008
Çarşamba, Temmuz 16, 2008
World War Deli Gucuk

Çiz. M.Korkut Öztekin
Yaz. Murat Başekim
Hazırlıklarını sürdürdüğümüz Deli Gücük, Osmanlı Taşrasından Dehşet Hikâyeleri albümünden...
link
Etiketler: Deli Gücük
Salı, Temmuz 15, 2008
Dramatik Bir Albüm: Zaman Her Zamandır

Cumartesi, Temmuz 12, 2008
Pı'ya Mektuplar

Etiketler: 101 Yorum
Cuma, Temmuz 11, 2008
Alo Anne!

Perşembe, Temmuz 10, 2008
Önce Hüznü Konuşan Çizer

Etiketler: 101 Yorum
Salı, Temmuz 08, 2008
Tenten’i Konuşmak…

Öte yandan YKY, Tenten Serisinin sonunda önemli bir sürpriz yaptı ve Tenten serilerinde pek akla gelmeyen Tenten Sovyetler’de albümünü yayınladı (2000). Benzer bir sürpriz daha yapılarak Herge’in ölümünden sonra yarım kalan Tintin et L’Alph’Art albümünün de (1986) yayınlanmasını beklediysek de böyle bir tercihte bulunulmadı. Bir ustanın eskizlerini, çizgisel arayışlarını ve teknik olarak “nasıl çalıştığını” gösteren oldukça heyecan verici bir albümdür oysaki. Kimi dillerde bunlara ek olarak Tenten’in çizgi filmlerinin storyboardları ve hatta foto-romanları bile seriye dâhil edilmektedir. Tenten’in yeni yayıncısı İnkılâp Kitabevi, YKY kadar sadakatsizlik yapmamakla birlikte, o da orijinal sıraya uymuyor ve Tenten’in klasik 22 serüvenlik serisine ne tür ilaveler yapılacağı ise şu an için belirsiz.
Cumartesi, Temmuz 05, 2008
Ratip Tahir Burak

Etiketler: 101 Yorum
Cuma, Temmuz 04, 2008
Giardino’nun Sürpriz Sonlu Hikâyeleri

Perşembe, Temmuz 03, 2008
Yasak Aşkın Hikâyesi: Zehir Ali

Etiketler: 101 Yorum
Çarşamba, Temmuz 02, 2008
Conan Parodisi: Kenan The Berber

Etiketler: 101 Yorum
Salı, Temmuz 01, 2008
Pyongyang

Yakın zamanda İstanbul'un tarihi (ve daima güncel) kitapçılarından Robinson Crusoe küçük bir çizgi roman dükkanı açtı. Her ay yeni kitaplar geliyor ve kitap rafları giderek zenginleşiyor. Geçenlerde burada çok ilginç bir kitap buldum. Kanadalı Guy Delisle, Kuzey Kore'ye yaptığı iki aylık bir iş seyahatini çizgi roman haline getirmiş. Sanatçı, animasyoncu olarak çeşitli (genellikle sıradışı) ülkelere gidip orada kısa süreliğine çalışıyor. Delisle tahmin edeceğiniz gibi en çok yasaklara ve bürokrasi karşısında yaşadığı tuhaf ve traji komik olaylara yer vermiş. Dünyadaki olaylardan, gelişmelerden, sanattan, teknolojiden bihaber yaşayan ve 1984'ün kulaklarını çınlatırcasına, sadece ve sadece liderleri için yaşayan halkla karşılaşmları da unutulmaz anlarla dolu. Fakat kitabın bir bölümünde çok ilginç bir olay yaşanıyor. Türkiye'den bir grup (sanırım siyasetçiydi) animasyoncu ile aynı otelde kalıyor ve otel yönetimi Türklerin kaldığı süre boyunca, konuklarına temiz ve kaliteli servis yapıyor. Hatta Delisle Türk grubu gittikten sonra resmen üzülüyor çünkü yemeklerin ve servisin kalitesi bir anda düşüyor. Bir de Türkün Türkten başka dostu yoktur derler!
Küçük bir tavsiye: Pyongyang'ın hemen ardından benim gibi sanatçının Çin deneyimlerini anlattığı Shenzhen kitabını okumayın. Kuzey Kore notlarından sonra Shenzen çok sıradan ve hatta sıkıcı geliyor. Yine de bu ilginç sanatçıyı ve müthiş Drawn & Quarterly yayınevini tebrik etmek lazım.
Crumb’ın Kafka’sı

Etiketler: 101 Yorum